Andes-Cordillera dağları Güney Amerika’yı Şili, Ecuador ve Batı Kolombiya gibi çeşitli büyüklüklerde bölgelere bölüyor. Şehirlerin üzerindeki dağlar insanları ayırıyor. Şilililer Arjantinlileri ve Arjantinliler de Şililileri sevmiyor ayrıca her ikisi de Bolivya ve Paraguaylılara şüpheyle yaklaşıyorlar.

Uyuni’de market hotelden bir iki blok ötede. Birkaç plastik eşya mutfak malzemesi ve hepsi yünlü olan giyecekler satılıyor. Bir miktar döviz bozdurduktan sonra 4 adet 2 litrelik şeffaf pet şişe bulup doğruca bir benzinliğin yolunu tutuyorum. En yakın benzinlik San Cristobel’e 90 km. uzaklıkta. Bir dahakinin ise nerede olacağını hiç bilmiyorum bile. Buradaki neredeyse tüm araçlar dizel motorlu, bu nedenle benzinsiz kalmak oldukça kötü olacak. San Cristobel yolu oldukça kıvrımlı ve vardığımda ise benzinlik öğle yemeği nedeni ile kapalıydı. En yakın restorana gidip bekliyorum. Endüstri eksikliği bana bir uzaylı kolonisiyle birlikte oturuyormuşum gibi hissettiriyor ve dünyadaki evimde olmayı arzuluyorum.

Market alanından ayrılıyorum. Kendi kendimi R1’i Bolivya’ya getirmenin büyük bir yanlışlık olduğunu düşünürken buluyorum. Harika bir doğaya sahip ve insanları çok arkadaşça ancak yolları berbat. Kenya ve Didu Gagalu yolları ile kıyaslanabilir, gün boyunca sürekli 30 km/s. ile yol alabiliyorum. Şili Calama’ya Turpiza’daki Arjantin-Bolivya sınırına kadar yol çok çok kötü. 600 km.yi 3 günde alabiliyorum.

San Cristobel de yemeğimi yiyip benzin alıyorum. Egzozum artık tamamen motordan ayrıldı. Bir kamyon şoföründen aldığım yardım ile bir telden yararlanarak egzozu motorun arkasına bağladım. Yanımda ekstra olarak 8 litre yakıt taşıyorum. Gittiğim yönde 450 km. boyunca ne bir benzin istasyonu nede bir oturum yeri mevcut. Bolivya-Şili sınırındaki küçük yerleşim birimi Ollegue’ya kadar hiçbir şey yok.

Bu koşullardaki bir arıza 14.000 feet yükseklikte bir gece konaklaması demek. Gece hiç araç geçmiyor. Hipotermi olup ölmek için koşullar fazlasıyla uygun. Gün batmadan sınıra ulaşabilmek amacıyla düzlüklerde mümkün oldukça gazlıyorum.
Andes dağlarının off-road yollarını aşmak gerçek üstü bir macera oldu. Ve R1 de bu maceranın bir parçası. Bana ne engel olarak işimi zorlaştırıyor nede yardımcı oluyor. Ama o bir motosiklet ve bu işi iyi yapıyor. Ne motor arızası, ne lastik nede başka bir arıza. Tanrım şükürler olsun.
Bulutlarla öpüşen dağları, pembe flamingoları, sonu yokmuşçasına uzanan yolları ve masmavi göğü gördüm.

15 saat süren sürüş sonunda Bolivya sınırına geldim. Sınırı geçip Şili’ye girdikten sonra Ollegue’deyim. Koğuş usulü konaklanan küçük bir barınma yeri buldum. Yemekler dahil herşey ile yaşlı nazik bir bayan ilgileniyor. Yol üzerinde belediyeye ait küçük bir binada kablosuz internet bağlantısı buldum. Soğuk çölde havasında bir banka oturup donmak üzereyken yazımı gönderiyorum.

Bir sonraki gün yine bir 15 saat daha sürüyorum. Kaba asfaltı buldum ama bitmiş durumdayım. Calama’da bir alışveriş merkezinden geleneksel eşyalar, zincir yağı, fiş dönüştürücüsü ve bir ayak pompası alıp Iguigui’ye doğru bir 300 km. daha gidiyorum. Gece yarısı neredeyse bir saat kadar bir hotel için bakınıyorum. Kredi kartım benzin istasyonunda bozuldu döviz bozdurmak için hiç zamanım olmadı ve üzerimde hiç yerel para yok. En sonunda dolar kabul ediyorlar. Gece yarısı saat 2’de yatağımdayım, yorgunluk ile ilgili olarak söyleyebilecek bir şey bulamıyorum fakat şu da kesin ki hayatımın en iyi sürüşlerinden biri oluyor. Tabi bu son günü saymazsak.