Benim adım siyah. Şiddetim ben, hisset beni! Burunda piercing, duvarda grafiti, rock ve punk ve rap’im. Omuzdan kıça, kasıktan dize kadar dövmeyim. Ergen bir tepkiyim ben, insanlığın suratında patlayan tokadım. Gece yarısı sokak köpeği pususu, Tyler Durden’ın kırılan dişleriyim. Çekirge yağmuruyum ben, çükünü gösteren deliyim. Plaza otoparkına işeyen kedi yavrusu, Reina’nın kapısında mendil satan çingene çocuğum. Satın alınmış konforun düşmanıyım. Ben insanlığın kıçının kurduyum.
Benim adım siyah. İsyanım ben, dinle beni! Woodstock’ta esen tatlı meltemdeyim, John Lennon’ın çıplak kucağındaki gitar tınısında. Politika para için işlenen cinayettir, insanlıksa karaktersiz uşağı. Ama ben bilirim ki oyunun sonunda uşak çıkar hep katil. Bob Dylan’ın şarkılarından mısralarım ben, Nelson Mandela’nın derisinin rengiyim. Ben Deniz Gezmiş’in asılmadan önceki son sözleriyim.
Benim adım siyah. Utancım ben, utan benden! Sırpların Boşnakları katletmesine izin veren Hollandalı askerin eve döndüğünde suratına bakan çocuğuyum. Ben Nazi kampında milyonlarca Yahudi’yle birlikte soluk alıp veririm, İsrail tankının altında yatan Filistinli çocuğun bir damla gözyaşındayım. Diyarbakır’da bok yedirilen köylüyüm, PKK’nın acımadan vurduğu parmak kadar bebeğim. Ben olmayan bir vicdanda aranan bir anlık sızlamayım.
Benim adım siyah. Umudum ben, gurur duy benimle! Yanlışı kabullenmeyip inadına doğruyu yapan korkusuzların gururuyum ben. Kimsenin kölesi de değilim, efendisi de, çünkü başka bir dünya mümkündür, bilirim. Che’nin Bolivya dağlarında bulunan cesedinde gizliyim, Gandhi’nin gülümsemesinin sakinliğinde. Savaşarak ölen son Mohikanım ben, zapatistanın sakalında ter, Mustafa Kemal’in mavi gözlerinde inancım. Korkusundan parti kapatan, Ergenekon’la gururunu kaybeden bir ülkenin gururundan geriye kalanım ben.
Benim adım siyah. Sustur artık müziği, geri dön kendi şerefsiz dünyanın korkak sessizliğine! Başım diktir, lakin küçülen dünyada tek kalan özgürlüğüm demir atım benim. Ah o kendi küçük hayatım ve tek kişilik özgürlüğüm! Firardayım ben, her gün bir başka yolda bildiğimi okurum. Dünyadan ve kokuşmuş insanlıktandır kaçışım, düzenden ve ezenden kaçıyorum. Alev gibi yanan asfaltın üzerinde motorumla kayıyorum. Egzozumun gürültüsü melodim, gözüm ufuk çizgisini takipte, kaçıyorum ben.
Sustur şimdi o şamatacı gitarları, bu klibin son sahnesi geldi. Yak ışıkları, söyle Eddie’ye, yumsun parlak gözlerini. Bu perde iner, bu şarkı biter, sustur dünyayı!
Benim adım siyah. Dinle beni! Utan benden! Ağla bana! Gülümse! Nefret et benden! Sev beni! Öp beni! Tokat at! Vur bana! Dinle beni!
Benim adım siyah. Dinle beni! Dinle beni!
Çok olmadığımız kesin
Çok olan tarafta değiliz
Çok olan tarafta olmayacağız
Türkiye’de Kürt olacağız
Kürtlerde Ermeni
Ermenilerde Süryani
Gidip Almanya’da Türk olacağız
Hollanda’da Surinamlı
Fransa’da Cezayirli
İran’da Azeri
Amerika’da zifiri zenci olacağız
Çoğalan zencide mutlaka kızılderili
İsrail’de Filistinli
Köpeğin karşısında kedi
Kedinin karşısında kuş olacağız
Kuşun karşısında börtü böcek
Hakemler hep karşı takımı tutacak
Ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı
Çiçeklerden kamelya olacağız
Az kolumuzun tarafında
Solda olacağız
Bu itirazın ilk şartı
Solda da az olacağız
Devrimi çoğaltırken çünkü
Bir başka devrime hızla azalacağız
Bu da itirazın ikinci şartı
Nevzat Çelik
Murat Z. Özbilgi
Motoron Ağustos 2008