İşin kurallar bölümü olmakla beraber, artık motosikletin en azından dört tekerli binek araçların sınırları çerçevesinde ilerleyebilmelerini sağlayacak yasal girişimler başlatılmalıdır. Şimdiki hız limitinin tarihine baktığımızda, bundan yıllarca öncesine dayanıyor bu kısıtlama. Ama sanıyorum o zamanlarda motorun hızının etkisini anlamak için yolların zemini dışında rüzgârlıksız bir motorun üzerindeki sürücünün maruz kaldığı etkiler bunu yaratmış olabilir.
Şimdi şu paradokstan kurtulma zamanı gelmiştir. Yoldan çıkardık, piste getirdik… Nerde bu işin eğitimi? Henüz temel motosiklet öğretimi konusunda derin sorunlar yaşayan ülkemizde pist eğitimi ne derecede verilmektedir? Hemen her yarışçının, önündeki kahramana göre davrandığını görüyoruz. Evet, insanların bir kahraman seçmesi kadar doğal şey yoktur ama o kahraman iyi bir eğitim almışsa sonuç başarılı olacaktır.
Geçen iki sezonun pist yarışlarına baktığımızda çoğu yarışçılarımızın, başta konsantrasyon olmak üzere bazı konularda inanılmaz hatalar yaptıklarını gözledik. Bunların başında yarış öncesi beslenme alışkanlıkları geliyor. Sezon öncesi ve esnasında nasıl bir antrenman programı uygulandığına ilişkin elimizde yazılı veriler yok. Çoğu kez genel bir performans değerlendirmesi yapılamıyor. Dayanıklılık ve kuvvet için ciddi antrenmanların yapıldığına inanmıyorum. Antrenman diye anlaşılan konu pistte dönmek olarak algılanıyor. Oysa tıpkı atletizm veya takım sporları gibi motosiklette de antrenman planlaması ve periyotlamasına ihtiyaç vardır. Hangi özellik ne zaman geliştirilmeli, bunun için hangi testler uygulanmalı ve diğer koordinatif özelliklerin düzeyi dikkatle etüt edilmelidir.
Piste geldiğimizde, orada reaksiyon ile ilgili problemler yaşanıyor. Motorcuların ışığa karşı reaksiyon zamanları ölçülmelidir. Refleks davranışların doğruluğu izlenmelidir. İvmelenme, virajlarda negatif hızlanma ve dikey açıdan yataya varan açı daralmalarında yüksek tekno-motorik vibrasyona karşı koyabilecek yapısal/kassal profil eğrileri çıkarılmalıdır. Henüz antrenmanlar aşamasında ciddi bir ısınma egzersiz programının uygulandığını görmedim. Lastiklerin ısıtılması kadar, biyolojik motorlarımızın da hazır hale getirilmesi önemlidir.
Peki, bunları nasıl sağlayabiliriz? İşte size birkaç öneri: Önce 220 rakamından yaşınızı çıkarın. Ortaya çıkan rakam sizin kalbinizin dakikada en fazla atacağı kalp atım hızıdır. Örneğin siz 20 yaşında iseniz, kalbinizin dakikada en fazla atım sayısı (=nabız) 200 civarında olacaktır. Bu rakam ± 5 şeklinde değişiklik gösterebilir. Sonra sırtüstü yatın, bacaklarınızı yukarıya doğru kaldırın ve nabzınızı ölçün. Dinlenik nabız sayısını belirleyin. Eğer bu rakam 60 ve 60’ın altında ise sizin dayanıklılık açıdan oldukça iyi durumda olduğunuz gösterebilir. Ama bunun üzerinde çıkarsa çok kötüdür anlamına gelmez.
Dinlenik kalp atım hızları kişiden kişiye değişir. Ardından motora binip yaklaşık 10 dakika boyunca submaksimal hızda ilerleyin, kenara çekilip tekrar nabzınızı ölçün. Çıkan rakam sizin ısınma düzeyindeki kalp atım hızınızı verecektir. Eğer yarış ortamında bulunur ve hemen ardından bir nabız ölçme şansınız var olursa, bu rakamın 1/3’ü hızında yapacağınız pist antrenmanları size yüksek bir performans getirebilir. Ama tüm bunların bir çalıştırıcı nezaretinde olması gerektiğini anlamışsınızdır umarım. Artık motosiklette mentörlü bir dönem başlamalıdır. Her yarışçının antrenörü işin başında olmalıdır. Motorcularla yarış esnasında telsiz/radyo dalgaları ile konuşulabilmelidir. Hatta bu araçlarla psikolojik destekler verilmelidir.
Performans, çoğumuzun arzu ettiği ama yükselmesi için çok gayretin gerekli olduğu bir kavramdır. Ona ulaşmanın yolunun yüksek bilimden geçtiğini anlamak ve bilmek zorundayız. Pistte başarılı olmak için galiba daha fazla çalışmamız gerekiyor.
Prof. Dr. Yavuz Taşkıran
Motoron - Mayıs 2008