Varlıklarını biliyorum artık. Benden ve senden, bizden ve sizden başka birileri var hayatımızda. Vücutları aramızda değil ama anıları ağızlarda, acıları akıllarda ve sevgileri kalplerde saklı, istesek de istemesek de bize uzaktan bakan o üçüncü kişiler. Gittiklerine inanamıyoruz içten içe, yaşıyor olsalar bu kadar aklımızda olamazlardı, yalnız değiliz artık hiçbirimiz.
Birşeyler yapabilmek ve hayata geri getirmek istiyorum onları. Yukarıda oturup bizi izledikleri bulutlardan tutup aşağı çekmek ve sevdiklerinin yanına koymak istiyorum. Ağlayan kızına teslim etmek istiyorum Atilla’yı, Cem’i kulağından tutup annesine ve Saruhan’ı yanından ayırmadığı eşine. Elimde değil, ölüme isyan ediyorum.
Ölümden korkuyorum da sonra. Birgün herşeyin biteceğinin çaresizliği kaplıyor içimi. Ve derken aklım başıma geliyor. Ben batan günleri çoktan unutmuştum, doğacak güneşe bakıyorum. Yitip gidecekler ölümden sonra gelecek günler değil, biten hikayelerim ise çoktan bitti. Ben burada, bugün, bu hayatı doğru yaşamaya çalışıyorum, yaşayamazsam hayat zaten ölüm. Ve ölümü Cahit Sıtkı bilir.
Bir yaştan sonra anladım ki, gökyüzünün başka rengi de varmış. Yolun hep uzun ama nihayetli olduğunu geç farkettim. Su insanı boğar, ateş yakarmış. Yaşamayı bilenin, bir gün ölse de, her gün yaşadığını, insan bu yaşa gelince anlarmış.
Tek çare hayatın hakkını vermek, günü yakalamak, her bir günü tadını çıkara çıkara yaşamak. Yaşamak böyle birşey bizim için, son ana kadar arkaya bakmadan. Ve yaşamayı Orhan Veli bilir. Yaşamaya kurt gibi aç, köpek gibi aşık değilsen zaten, sadece bir delilik motosikletle dolaşmak. Belki de motorun verdiği duygularla, yaşam aşkından kör olmuş gözlerimiz. Belki bizi bu hale getiren motorun sesi, yolun tozu, yolcunun dokunuşu ve o güneşli havalarda yollarda olmak. Belki de bizi böyle güzel havalar mahvetti.
Her acı haberin ardından içimde bir hüzün, etrafta bir korku, sevdiklerimde isyan oluyor. Biliyorum, bazen çelişkiye düşüyoruz ama inanın ki yaptığımızı doğru olduğunu gösteren birşey var. Tesadüf müdür bilmiyorum, öyle hatırlamak isteyip biz seçiyoruz belki, ama kaybettiklerimizin son kalan fotoğraflarında hep aynı dingin gülümseme var. Hayatı dolu dolu yaşadığımızın bir kanıtı, yaşam aşkı. Aşkı ise Cemal Süreya bilir.
Acısı hep taze, yitik dostlarım, motosiklet hayatımdaki üçüncü insanlar! Uzaklara bir bakışınız var ya o son fotoğraflarda? Keşke yalnız bunun için sevseydim sizi.
Atila, Cem ve Saruhan’ın hatıralarına...